Ana Sayfa Blog

Güvenliğiniz İçin Kamera Sisteminin Önemi

0

Günümüzün en büyük sorunlarından biri olan güvenlikle ilgili yapılan çözümler sonucunda karşımıza kamera sistemleri çıkar. Gelişen teknolojiyle birlikte güvenliği sağlamak, güvenlik kamera sistemleriyle hem daha kolay hem de çocukların güvenliği artık kontrolümüz altında. Güvenlik kamera sistemleriyle artık gözünüz arkada kalmayacak. Sadece çocukların değil evin, çalışılan şirket yerlerinin güvenliğinide sağlamak artık daha kolay. Peki çocukların güvenliği için kamera sistemlerini nereye yerleştirebiliriz? Tabi ki çocukların en çok vakit geçirdiği yerlere, parklara yerleştirmekle başlayabiliriz. Çalışırken, evdeyken ya da arkanızı döndüğünüzde çocuğunuzla ilgili endişe kaygısı yaşamak istemiyor musunuz? O zaman size sunulan güvenlik kamera sistemleriyle hem içimiz rahat hem de çocuklarımız artık daha güvende. Gelin güvenlik kamera sistemleriyle çocuklarınızın güvenliğine hep beraber adım atalım.

Çocuklarda Dil Gelişim Süreci

0
dil terapisi

Çocuklarda Dil Gelişim Süreci

Anne –babalar bebeklerini dünyaya getirdikten sonra, birbirlerine alışma evresinin ardından onun ne zaman konuşma dönemine geçeceğini merak ederler.

Bebekler dünyaya geldikleri ilk haftalarda anne ve babaları ile aralarında tek taraflı bir iletişim söz konusudur. İlerleyen haftalarda bebeğin, annesine gülümsemesi ya da seslere tepki vermesi ile birlikte bu tek yönlü iletişim çift taraflı bir hal almaya başlar. Bu çift taraflı iletişim; bebeğin konuşmaya başlamasıyla gelişir. Normal gelişim süreçlerinde bebek; ilk 6 ayda “agulama” dediğimiz tepkileri verir ve çevresindeki sesleri taklit eder. 12-18 aylık dönemde de ilk kelimelerini söylemeye başlar.

Bebeklerde konuşma süreci normalden geç başlayabilir ya da farklı devam edebilir. Bazı çocukların bir takım harfleri söylemede zorluk yaşadığını, bazı harfleri çıkaramadığını, kekelediğini ya da bazı kelimeleri söylerken uzattığını görebiliriz.

Konuşmada Gecikme

Kimi durumlarda bebeklerde konuşmada gerilik olabilir. Konuşma geriliği/konuşmada gecikme birçok anne-babanın endişe duyduğu bir durumdur. Çevrelerindeki diğer ebeveynlerin bebeği kıyaslaması gibi durumlar arttıkça “acaba çocuğum ne zaman konuşacak?” sorusu ortaya çıkar. Konuşma geriliği endişe duyulacak bir durum olmamakla birlikte çeşitli tedavi ve terapi yöntemleriyle birlikte geliştirilerek kontrol altına alınabilmektedir.

Konuşmada Bozukluk

Anne-babaların bir diğer endişe duyduğu durum ise konuşma bozukluklarıdır. Konuşma bozukluğunda, konuşma geriliğine göre kronolojik bir sorun yoktur. Çocuk; normal bir konuşma gelişimi sürecinden geçer. Fakat konuşurken bazı kelimeleri, harfleri ya da sesleri çıkaramadığı, çıkarırken zorlandığı, konuşmada dil ve dudak becerisinin gelişmediği gözlenir. Çocuklarda konuşma bozukluğum birçok farklı türde görülebilmektedir. Bunları;

“Fonolojik Bozukluk, Artikülâsyon, Kekemelik ve İşitme Kaybına Bağlı Konuşma Bozukluğu” şeklinde gruplandırabiliriz.

Konuşma bozukluğunun her türünde birbirinden farklı belirtiler mevcuttur. Bu belirtiler iyi gözlemlenir ve bir uzman desteği alınırsa “konuşma terapisi” yolu ile tamamen ortadan kalkabilmektedir.
çocuklarda konuşma

Konuşma Bozukluğu ve Gecikmesi Durumunda Ne Yapmalı?

Konuşmada gecikme ve konuşma bozukluğu durumunda anne ve babaların davranışı oldukça büyük önem taşır. Durumun endişelenecek bir yanının olmadığı bilinmeli, sorun kabullenilmeli, gerekli uzman desteğine başvurulmalı ve iyileştirme süreci başlatılmalıdır.

Dil ve Konuşma Terapisi Nedir?

Konuşma geriliği/bozukluğu tedavilerinde en sık kullanılan yöntem “Dil ve Konuşma Terapisi” almaktır. Dil ve konuşma terapistleri; çocuklardaki konuşma problemini tespit eder ve ona göre bir tedavi yöntemi uygular. Uygulamalı, tekrarlamalı ve alıştırmalı şekilde sürdürülen bu terapiler doğru bir terapist ve doğru bir yöntem seçildiğinde tamamen ortadan kalkarak tedavi edilmiş olur.

Zorlu Bir Mesele: Akran Zorbalığı

0

Günümüzde çok fazla yaşanan bir durum haline gelen akran zorbalığı, birbirleriyle aynı yaşta olan çocuk ve ergenlerin birbirlerine karşı fiziksel, sözel ya da duygusal olarak zarar verici davranışlarda bulunmasıdır. Akran zorbalığı, karşımıza en çok okullarda çıkıyor ve eğitim seviyesini düşürüyor.

Çocuğunuz okula gitmek istemiyorsa, okulda mutsuz olduğunu görüyor ya da okul sonrası eve döndüğünde okuldan yakınıp ağladığına tanık oluyorsanız dikkat! Akran zorbalığına maruz kalıyor olabilir. Okulda akranlarınca zorbalık gören çocuklarda, öz güven eksikliği ya da öfke kontrolsüzlüğü gibi problemler ortaya çıkabiliyor. Kız çocuklarda, yetersiz ve farklı gördükleri kişiyi dışlama, aşağılama gibi davranışlarla gerçekleştirildiği akran zorbalığında erkek çocuklar genellikle şiddete başvuruyor.

Akran Zorbalığı Çeşitleri

Sözel Zorbalık: Akran zorbalığında en çok karşılaşılan türdür. Bu şiddet biçiminde zorbanın; alay etme, küçümseme, dalga geçme gibi davranışlar sergilediği görülür. Çocuğun ten rengi, boyu, kilosu, maddi durumu, diş yapısı, konuşma bozuklukları, bedensel engeli, şivesi gibi etmenler baz alınarak sözel şiddet uygulanır. Bu zorbalık türü; lakap takma, hakaret etme gibi davranışlarla kendini gösterir.

Fiziksel Zorbalık:
Bu zorbalık biçiminde zorbalık eden çocuğun, kendinden farklı ya da yetersiz gördüğü akranına karşı fiziksel bir şiddet uyguladığı gözlenir. İtme, vurma, saçını çekme, tekme atma, çelme takma gibi davranışlarla kendini gösterir. Zorba, direkt kişiye karşı bir şiddette bulunmuyor ya da bulunamıyor bir durumdaysa kişinin eşyalarına karşı şiddet uygular.

Cinsel Zorbalık: İlk ergenlik dönemlerinde sıkça rastlanılan bir şiddet türüdür. Kişinin isteği dışında cinsel amaçla yaklaşma, dokunma, eteğini kaldırma gibi davranışlar doğurur. Buna ek, cinsel içerikli kelimelerin sıklıkla kullanılması da cinsel zorbalığın bir çeşidi olarak karşımıza çıkar.

Sosyal Zorbalık: Arkadaş çevresine dahil etmeyi reddetme, okuldaki çalışma gruplarına katılmasını engelleme gibi belirtilerle gözlenen zorbalık türüdür.

Bu belirtiler bazen; çocukların yaşı gereği gerçekleştirdiği davranışlar da olabilir. Çocuğunuzun akran zorbalığı yaptığından emin olmanız için bu belirtilerin sürekli ve şiddetini arttırarak devam etmesi gerekir.

Çocuğunuzun Zorbalığını Engellemek Sizin Elinizde

Çocuğunun bazı akranlarına karşı bu davranışlarda bulunduğunu düşünüyor ya da biliyorsanız, ona kızmak, onu cezalandırmak yerine ilk önce konuşmayı deneyin.
Çocuğunuzun yaptığı zorbalığı asla görmezden gelmeyin. Ona, gerçekleştirdiği davranışların karşıdaki kişide yarattığı psikolojik ve fiziksel sorunlardan bahsedin. Bu, çocuğunuzda empati duygusunun gelişmesini sağlayacaktır. Kendisine yapılmasından hoşlanmayacağı bir davranışı başkasına yapma fikrinden uzaklaşmasına yardımcı olacaktır. Ailenizde, akran zorbalığı yapan bir çocuğun hoş karşılanmayacağı konusunda onu uyarın, sevdiklerini kaybetmemek uğruna bu davranışlarından vazgeçecektir. Çocuğunuzdaki bu davranış problemini çözememeniz durumunda muhakkak bir uzmana danışın.

 

Bebeklerde Kalça Çıkığı

0
bebeklerde kalça çıkığı

Bebeklerde sıklıkla rastlanan kalça çıkığı, uyluk kemiğinin üst ucunun kalça eklemi kapsülüne oturmaması durumudur. Gelişimsel kalça yetersizliği olarak anılmaya başlanan kalça çıkığı rahatsızlığında erken teşhis ve tedavi oldukça büyük önem taşıyor.

Doğum öncesinde, doğum sırasında ya da doğumun hemen ardından meydana gelebilecek bir ortopedik rahatsızlık olan kalça çıkığını;  “kalça eklemindeki top ile yuva ilişkisinin değişik derecelerde bozuk olması” şeklinde tanımlayabiliriz Tedavi edilmediği takdirde yürüme bozukluklarına ve fiziksel sakatlıklara neden oluyor.

Kalça çıkığı, hafif, stabil ve ağır olmak üzere üç farklı şiddette izlenebilir:

Çıkabilir Kalça: Pasif olarak kalça çıkabilir anlamına gelmektedir.
Yarı Çıkık Kalça: Kalçanın tam olarak çıkık olmadığı ama uyluk kemiği başının eklem içinde kaymış olduğu anlamını taşır.
Çıkık Kalça: Uyluk başının tamamen eklem yuvası dışında olduğu durumlardır.

Kalça Çıkığı Belirtileri

Gelişimsel kalça yetersizliğinin tanısında en önemli belirti, bacak boylarının birbirinden farklı uzunluklarda olmasıdır. Diğer belirtiler şu şekilde sıralanabilir;
Kalça kıvrımlarının birbirinden farklı olması.
Bir bacağın daha az hareket kabiliyetine sahip olması, daha az esneklik.
Bebeğin yürüme çağına geldiğinde yanlara doğru sendeleyerek yürümesi.
Bebeğin altı bezlenirken bacakların iki yana eşit şekilde açılmaması.

Hangi Bebekler Risk Altında?

Kalça çıkığı, doğru adıyla gelişimsel kalça yetersizliği, oluşumunda bazı bebekler risk grubundadır. Genetik bir özelliğe sahip olan bu hastalığın, ailesinde kalça çıkığı bulunan çocuklarda görülme ihtimali daha yüksek oluyor. Doğumsal olmayan çıkıklarda yanlış bezleme, hatalı tutuş ve taşıma, uygunsuz giysi seçimi gibi faktörler etkili oluyor.

Nasıl Teşhis Edilir?

Doğumsal kalça çıkığı genellikle anne karnında oluşmaya başlıyor ve doğum sonrası ilerleyen dönemlerde kendini gösteriyor. Doğumdan sonraki ilk 6 ay, teşhis için en önemli süre olma özelliğini taşıyor. 0-6 ay arası bebeklerde fizik muayenelerinin ve kalça taramalarının yapılmış olması gerekiyor.

Erken Tedavinin Önemi

Kalça çıkığında erken teşhis ve tedavi birçok sorunun önüne geçiyor. Tedaviye erken başlanması, ilerleyen yaşlarda ortaya çıkabilecek topallama, aksama ya da kalıcı sakatlık durumlarını engelliyor. Bebek, yürümeye başlamadan önce teşhis konulur ve tedaviye başlanırsa bu süreç 5-6 ay içinde sona eriyor. Erken tedavide bandaj ve aparatlar yardımları kullanılarak iyileşme sağlanıyor.

Çocuklarda Polen Alerjisi

0

Mevsim değişikliğinin yaşandığı bahar aylarında kendini göstermeye başlayan polen alerjisi en çok çocuklarda görülüyor. Polenlerin parçalanıp ufalanarak uçuşmaya başladığı bahar aylarında birçok alerjik sorun ortaya çıkıyor. Çocuklarda polen alerjisi en çok, açık havada fazla vakit geçirildiği zaman etkili oluyor.

Bahar aylarında sıkça görmeye başladığımız polenler; çiçeklerin üremesi için rüzgar ya da böcekler yoluyla uçuşurlar. Bu durum alerjik bünyeye sahip olan birçok insana, özellikle de çocuklara zor anlar yaşatıyor. Çocuklarda polen alerjisi, kendi başına büyük bir sağlık sorunu sayılmasa da yaşam kalitesini düşürerek hayatı zorlaştırıyor. Okul hayatında ve sosyal yaşantıda düşüşe neden olan polen alerjisi aynı zamanda daha farklı ve ciddi hastalıklara yol açıyor. Polenlerin neden olduğu alerji; astım, nezle gibi hastalıkların baş göstermesine neden oluyor.
Havaların ısınmasıyla birlikte park, bahçe ve açık alanlarda geçirilen zaman arttı. Alerjik bünyeye sahip çocukların vücutları, park ve bahçelerde geçirdikleri süre zarfı içerisinde polenlere karşı birçok reaksiyon gösteriyor.

Polen Alerjisinin Belirtileri

Gözlerde Sulanma ve Kaşınma
Vücutta Kaşınma ve Kızarıklık
Burun Akıntısında Artış
Burun Kaşıntısı
Hapşırma
Burun Tıkanıklığı
Öksürük
Hırıltı
Nefes Darlığı

Alerjik reaksiyon gösteren çocuklarda astım oluşma riski çok daha yüksek oluyor. Polen alerjisine karşı tedbirlerin önceden alınmasıyla birlikte çocuklarda astım hastalığı riski önlenebilir.

Polenden Korunma Yolları

1.Çocuğun hangi polenlere karşı reaksiyon gösterdiği saptanmalı
2.Açık alanda vakit geçirileceği günlerin hava durumu önceden takip edilmeli ve polen alerjisinin artış göstereceği günler önceden saptanmalı
3.Dışarıda vakit geçirmek istendiğinde çimenlik alanlar yerine deniz kenarları tercih edilmeli
4.Çocukların bulunduğu odalarda ve araçlarda polen filtreleri kullanılmalı
5.Çocuklar dışarıda; gözlük, şapka, gerekirse maske gibi koruyucu ürünler kullanmalı

Polen Alerjisi Nasıl Tedavi Edilir?

Polen alerjisi, astım ve alerjik nezle gibi sağlık sorunları doğurabilir. Bu hastalıkların tedavisi iki farklı şekilde yapılmaktadır.

İlaçla Tedavi: Polen alerjilerine bağlı gelişen sağlı sorunlarında temel tedavi ilaç kullanımı ile gerçekleştirilir. İlaç tedavisine polen döneminin başlamasıyla birlikte başlanmalı. Böylelikle oluşacak yakınma ve reaksiyonlara karşı önceden önlem alınmış olunacaktır.
Polen Aşısı: Bu tedavi yöntemi son seçenek olarak sunulmaktadır. İlaç tedavisinin olumlu sonuç vermediği hastalara aşılama yapılarak, polen alerjisi ve alerjinin doğuracağı hastalıklar kontrol altına alınarak önlenebilir.

Nadir Bulunan Erkek İsimleri

0

Bir oğlunuz olacağını öğrendiniz. Ona farklı ve nadir bulunan bir isim vermek istiyorsunuz. Fakat hangi ismi seçeceğiniz konusunda hala kararsızsınız. Bebeğinizin ismine karar vermek, en zor şeylerden biri. Seçeceğiniz ismi, yaşamı boyunca taşıyacağı için akılda kalır ya da özel bir isim vermek isteyebilirsiniz. Ülkemizde en az kullanılan erkek isimleri nelerdir? Diyorsanız, “Nadir Bulunan İsimler Sözlüğü” sizinle.

Adal: İyi bir ün kazan, adın yayılsın
Alkın: Korkusuz, yiğit
Arat: Yürekli, cesur
Aksel: Beyaz sel

Baler: Bal gibi tatlı erkek
Barın: Güç ve kuvvet
Büke: Pehlivan, ejderha
Behir: Deniz

Calp: Güçlü
Cankut: Kutlu kimse, uğurlu can
Celasun: Gürbüz, yiğit, cesur

Çamer: Güçlü, kuvvetli ve yiğit kişi
Çağ: Başı ve sonu belli olan ve bir özellik taşıyan

Dora: Doruk
Demiröz: Özü demir gibi sağlam olan
Dengiz: Deniz
Durukan: Temiz, saf kan

Edgü: İyi
Ecer: Güzel, yeni, acar
Esener: Sağlıklı erkek
Esmen: Esen yel gibi kimse
Eraltay: Altay Dağları’ndan gelmiş yiğit

Feza: Uzay, gökyüzü

Göktuna: Mavi Tuna
Günberk: Güneş gibi yakıcı, sert
Gediz: Ufak su birikintisi
Gönenç: Mutluluk, bolluk, sevinç

Hansoy: Han soylu, bey soyundan gelen
Heper: Bütünüyle yiğit, hep yiğit
Hisar: Yüksek kuleli kale

Ilgar: Akın
Işıner: Işın saçan yiğit
Işıtan: Aydınlatan, ışık veren
Ilgıt: Esinti, akış

İlbay: Bir ilin, obanın yöneticisi
İltan: Ülkenin ışığı

Jiyan: Kızgın, hısımlı
Jerfi: Deringlik

Kaner: Güçlü, kanlı yiğit
Karan: Kahraman, yürekli, karanlık
Kuntay: Ay gibi sağlam, güçlü

Lemi: Parlak, parıldayan
Lema: Her şeye gücü yeten

Mengü: Ölümsüz, ebedi
Müştak: Özleyen

Nabi: Yüksek, yüce
Nasuh: Öğüt veren
Nehar: Gündüz
Nüvit: İyi haber, müjde

Odkan: Ateş kan, deli kan
Orbay: Ordu komutanı
Omay: Seçkin, seçilmiş

Ögeday: Çok akıllı
Özün: Hakkıyla kazanılmış ün
Özbek: Yiğit, cesur, bir Türk boyu

Pamir: Her şeye gücü yeten
Peyman: Aydınlık gece
Pozan: Candan, cana yakın

Rüçhan: Orta Asya’da tanrı dağı, bir Türk boyu

Sadun: Yıldız bilimine göre uğurlu olan
Sanberk: Gücüyle tanınmış, ünsalmış
Suay: Suya vuran ay ışığı

Tanay: Şafak ve ayın bir arada olması
Turaç: Bir tür küçük av kuşu
Türkeş: Orhun Yazıtları’nda adı geçen bir kahraman

Ulaç: Cennette ölümsüzlüğe kavuşan
Uzel: Sevdalı, aşık
Ünkan: Tanınmış soydan gelen
Ülkem: Yurdum, vatanım

Yalaz: Alev, bayrak
Yankı: Sesin bir yere çarparak geri dönmesiyle oluşan ikinci ses

Zirve: Doruk
Zorlu: Tuttuğunu koparak

Çocuğunuz Yalnız Uyumak İstemiyor Mu?

0

Çocukla birlikte uyumak, çoğu anne babanın yaşadığı bir durum. Birçok anne/baba doğum sonrası bebekleriyle aynı odada uyumayı tercih ediyor. Bazıları da bebeğin doğumdan itibaren ayrı odada kalması gerektiğini düşünüyor. Çocukla birlikte uyumak doğru mu? Çocuk, kaç yaşından sonra ayrı odada kalmalı?

Bebeğin ihtiyaçlarının daha kolay şekilde sağlayabilmeniz için bebeğinizle aynı odada kalmayı tercih ediyorsanız, uzmanlar uyarıyor. “Yalnız uyumayı sevmeyen çocuklar bağımsız bir birey olamıyorlar.”
Bağımsız, öz güvenli ve başarılı bir birey olabilmenin temelinde iyi bir aile eğitimi yatar. Bu eğitimin içinde uyku alışkanlıları da bulunur. Çocuğa, doğru uyku eğitimi vermek daha sağlıklı ve öz güvenli bir birey olmasını büyük oranda etkiliyor.

Birlikte Uyumak Geçici Bir Durumdur

Çocuğunuz henüz ufaksa, gereksinimlerini daha kolay karşılayabilmek adına onunla aynı odada kalmayı tercih edebilirsiniz. Bebeğinizin uyurken size daha yakın olması; kendinizi ve bebeğinizi daha güvenli hissetmenizi konusunda yardımcı olabilir. Fakat bu durumun geçici olduğunu bilmelisiniz ve bebeğinize de bunu en yakın zamanda öğretmelisiniz.

Birlikte Uyumak Büyük Sorunlar Doğuruyor

Çocuğunun birlikte uyuma isteğini reddetmeyen anne/babaları büyük problemler bekliyor. Kendi odasında yatmaktan korktuğunu söyleyen, birlikte uyumayı isteyen çocuklar, hem ilişkiniz adına hem de kendi geleceği için ciddi sorunlar doğuruyor. Çocuğun, ilerleyen yaşlara rağmen sizinle kalmaya devam etmesi cinsel hayatınızı olumsuz etkileyecektir. Bu da zamanla evlilik yaşantınızda ve eşinizle olan ilişkinizde sorunlara yol açacaktır.

Çocuğun, ilerleyen yaşlarına rağmen annesiyle birlikte yatıyor olması, kendi hayatında da bazı sorunlara yol açacaktır. Bu sorunların en başında “bağımsız birey olamama” gelir. Ebeveynleriyle uyumayı alışkanlık haline getiren çocuklar öncelikle okul hayatı olmak üzere, birçok durumda problemlerle karşılaşacaktır. Kendine güveni olmayan, aileden bağımsız hareket edemeyen ve korkularını yenme konusunda başarısız çocuklar; genellikle uzun yıllar anne ve babasıyla uyuyan, kendine ait bir yatağı ve odası olmayan çocuklardır.

Çocuğumu Yalnız Uyumaya Alıştırmak İçin Ne Yapmalıyım?

Çocuğunuzun ilk bebeklik dönemlerinde sizinle birlikte uyuması çok normal bir durumdur. İlk bebekliğin sona ermesinin ardından, çocuğun kendi yatağında mümkünse kendi odasında kalmaya alıştırılması gerekir. Bu alışkanlığı kazandırmak için bazı yöntemleri uygulayabilirsiniz.
Öncelikle, çocuğunuza onun bir birey olduğunu anlatın. Kendi başına uyuyabilecek kadar büyüdüğünü fark ettirin.
Çocuğunuz eğer hala sizinle uyuma konusunda ısrarcıysa; ona uykuya dalana kadar eşlik edebileceğinizi söyleyin. Yine, çocuğun kendi odasında olmak şartıyla; o uyuyana dek yanında durabilir, masal okuyabilir, başını okşayabilirsiniz. Yalnız, bu sırada asla çocuğun yanına yatmamak gerekiyor. O uyuduğunda, kendi odanıza döneceğinin bilincine varması için, yanında oturmayı tercih etmelisiniz.

Çocuğum Üstün Zekalı Mı?

0

Bebeğin dünyaya gelmesinden itibaren anneler babalar çocuklarının üstün yetenekli/zekalı olup olmadığını merak eder. Üstün zekalı olduğu düşünülen çocuklar  “Çocuğum üstün zekalı mı” diye düşünen anne/babalar tarafından birçok zeka testine tabi tutulurlar.

Çocuğunuzun üstün yetenekli olup olmadığını, davranışlarını inceleyerek anlamanız çok da mümkün değildir. Çocuğun davranışları, bu konuda size yalnızca bir tahmin oluşturmada yardımcı olabilir. Çocuğunuzun normalin üstünde bir zekaya sahip olduğunu şu belirtilerden yararlanarak anlayabilirsiniz:

Erken Gelişim Gösterirler: Üstün zekalı çocuklar; yaşıtlarına oranla daha erken emekleyecek, konuşacak ve yürüyeceklerdir.
Hafızaları Kuvvetlidir: Normalin üstünde zekâya sahip olan çocuklar, zamanları ve yerleri hatırlamakta iyidirler. Kaybolan eşyaları, daha önce gidilen yerleri ve geçmiş zamanları kolaylıkla hatırlayabilirler.
Sanata/Matematiğe İlgili Olurlar: Bu çocukların, erken yaşlarda matematik hesaplamaları yaptığı ya da iyi bir çizim yeteneğine sahip olduğu görülür.
Yalnız Kalmayı Tercih Ederler: Diğer çocuklarla birlikte oyun oynamaktan ve zaman geçirmekten pek hoşlanmayan üstün yetenekli çocukların, yalnız başlarına oyun oynarken daha fazla keyif aldığını görebilirsiniz.
Dil Yetenekleri Gelişmiştir: Yaşından büyük kişilerle rahatlıkla iletişim kurabilir, yaşıtlarına oranla daha uzun cümleler kurabilirler. Dil yetenekleri fazlasıyla gelişmiş olduğu için Üstün yetenekli çocuklar, kendi yaşıtlarıyla konuşurken onların seviyelerine inerek iletişim kurabilirler.
Algıları Yüksektir: Etrafında olup bitenleri, algılama yetenekleri yaşıtlarına göre daha yüksektir. Kendinizde yaptığınız ufak bir değişimin farkında olur ve ona tepki verebilirler. Saç renginin, boyunun, evdeki mobilyaların yerinin değiştirilmiş olmasını henüz bebekken fark ederler.

Zeka Testini Ne Zaman ve Nasıl Yaptırmalıyım?

Yukarıdaki belirtilerin çoğuna sahip olan çocukların üstün zekalı olduğunu kesin olarak söyleyebilmek için öncelikle zeka testi yaptırılmalıdır. Zeka testleri, 3-4 yaşından itibaren yaptırılabilir olsa da genellikle 6 yaşından sonra yaptırılması tavsiye edilmekte.
Çocuklarınıza zekâ testi yaptırabileceğiniz yerler;
Özel klinikler/ dernekler
Belediyelere bağlı aile/kadın/ sağlık merkezleri
Milli Eğitim Müdürlükleri’ne bağlı Rehberlik ve Araştırma Merkezleri
Hastanelerin psikiyatri ve psikoloji departmanları

Üstün Yetenekli Çocukların Eğitimi

Üstün zekalı çocuklar daha özel ve farklı bir eğitim almalıdır. Normal gelişim düzeyi için hazırlana müfredat ve kitaplar, üstün yetenekli/zekalı çocuklara yetersiz gelir. Bu çocuklar özel olduğu için, özel kurumlarda eğitim almaları gerekir. Normal düzeyde alacakları eğitim onların gelişimine hiçbir katkı sağlamayacaktır.

Üstün yetenekli çocuklar, akranlarından farklı olduklarının farkındadırlar. Kimi durumlarda, kendilerini üstün görür ve diğer çocuklara zarar verebilirler. Kimi durumlarda ise; diğerlerinden farklı olmalarını bir kusur olarak görürler. Bu nedenle; üstün yetenekli/zekalı çocukların; farklı ve özel bir eğitim görmeleri gerekmektedir.

Çocuğunuzun üstün zekalı olduğunu düşünüyorsanız, test için yeterli yaşa geldiğinde bir uzmana zeka testi yaptırmalısınız. Test sonucuna göre de çocuğunuzun eğitimini şekillendirmelisiniz.

Nadir Bulunan Kız İsimleri

0

Bir kızınız olacağını öğrendiniz. Ona farklı ve nadir bulunan bir isim vermek istiyorsunuz. Fakat hangi ismi seçeceğiniz konusunda hala kararsızsınız. Bebeğinizin ismine karar vermek, en zor şeylerden biri. Seçeceğiniz ismi, yaşamı boyunca taşıyacağı için akılda kalır ya da özel bir isim vermek isteyebilirsiniz. Ülkemizde en az kullanılan kız isimleri nelerdir? diyorsanız, “Nadir Bulunan İsimler Sözlüğü” sizinle.

Aleda: Nazlı, kaprisli
Alya: Şeref, sema, dağ tepesi ve yüksek yer
Akşın: Beyaz tenli kadın
Alin: Kibar, zarif, narin
Ayta: Ay gibi güzel yüzlü kadın

Beria: Olgunluk ve güzelliğiyle üstün olan sevgili
Biray: Ay gibi tek, eşsiz
Balca: Bal gibi tatlı
Belen: Dağ beli, sarp yer
Buğlem: Cenneti müjdeleyen melek

Caneda: İçten ve sevimli kişi

Çağıl: Çağlayan suyun sesi
Çisil: İnce yağan yağmur
Çilay: Ayın üzerinde beliren açık renkteki lekeler

Didar: Yüz, çehre
Devin: Hareket, kımıldanış
Dalya: Yıldız çiçeği
Destina: Eski Yunan’da su perisi, kader

Eyşan: Şanlı güzel, güzelliğiyle ünlü kadın
Efsun: Büyü, sihir
Efil: Rüzgar
Erna: Cilveli, şen şakrak sevgili
Emsal: Örnek oluşturacak olan

Feris: Şık, zarif
Ferzin: Kraliçe

Gazel: Konusu daha çok sevgi ve içki olan manzume
Gözen: İlgi çekici, samimi, sulak yer, pınar

Henna: Kına ağacı
Hesna: Güzel kadın
Hevin: Aşk, sevda

Iğıl: Çok yavaş akan su
İda: Kaz Dağları’nın eski adı
İzgü: İyi güzel, adaletli
İpar: Yüksek dağların kar tutmayan yerlerinde yetişen çiçek

Kayra: Saygı duyulan birinden gelen lütuf, iyilik

Liyan: Parlak
Leyal: Geceler
Linet: Sürgün

Mehir: Ay parçası
Maral: Dişi geyik

Ongü: Sağlık, mutluluk
Özün:
Şiir, hak edilmiş ün

Pamira: Orta Asya’da bir yayla
Peren: Camın ana maddesi, gökyüzü

Rima: Dişi ceylan yavrusu
Ruhan: Güzel kokulu

Semin: Değerli, pahalı
Sare: Cemaat, topluluk
Senar: Yar, aşık, seven kişi
Şimal: Kuzey, Kuzey’den gelen

Tamay: Dolunay, ayın on dördüncü

Vira: Durmadan, aralıksız, sürekli, daimi

Yapıncak: Seyrek taneli, kırmızı bereli bir üzüm türü
Yıldanur: Doğduğu seneyi aydınlatıp, ışık saçan

Zehre: Çiçek
Zühre: Çoban Yıldızı
Zişan: Şanlı, şerefli

 

Çocuklarda Kardeş Kıskançlığı

0

İkinci kez anne-baba olmaya karar verdiniz, ya da olmak üzeresiniz. Bu durum, ilk çocuğunuz tarafından büyük olasılıkla çok iyi karşılanmayacaktır. Ona bu durumu doğru şekilde anlatmanız ilerleyen günlerde yaşayacağı kardeş kıskançlığı krizlerinin önüne geçmenizi sağlar.
Çocuklar; kardeşinin olacağını öğrenmelerinin ardından genellikle karmaşık bir ruh hali içerisine girerler. Hamile olan annenin kendisiyle daha az ilgilendiğinin farkına varması, çevredekilerin, kendinden çok anneye ilgi göstermesi, onu anlaşılması güç bir duruma sokar.

Küçük kardeşin dünyaya gelmesinin ardından birçok abla-ağabey, bebeğin kendindeki gibi becerilere sahip olamayacağının farkında değildir. Yemek yerine süt emmesi, ayrı uyumak yerine anne ve babasıyla uyuması onu rahatsız etmeye başlar.

Aynı zamanda etraftaki ilgi ve şefkatin de ikiye bölünüyor olması, çocukta kardeş kıskançlığı sorununa yol açar. Çocuk burada, dünyaya yeni gelen bebeği rakip olarak görmeye başlar. Ondan daha çok ilgi görmesi, daha fazla sevilmesi gibi durumları hazmedemez ve bunu dışarı farklı şekillerde vurur. Bulunduğu bazı davranışlar, büyük çocuğunuzun, kardeş kıskançlığı yaşadığını ele verir.

Kardeşini Kıskanan Çocuklarda Şu Belirtiler Bulunur:

-Baş ağrısı, mide bulantısı, sürekli hasta olduğunu hissetme hali
-Okulu gitmeme isteği ve derslerde başarısızlık
-İştah kaybı, yemekten kaçma eğilimi
-Anne – babaya karşı şiddete başvurma isteği
-Parmak emme, altına kaçırma, emekleme gibi yaşından ufak hareketlerde bulunmada artış
-Mutsuzluk, öfke problemleri, paylaşma korkusu.

Kardeşi olan her çocuk, bu belirtilerin hepsini göstermeyebilir. Ya da belirtiler, farklı süre zarflarında ortaya çıkabilir.

Çocuğunuzla Doğum Öncesi İletişim Kurmak Önemli

Uzmanlar, doğum yapmadan önce, çocuğunuza bir kardeş geleceğini anlatmanın daha doğru bir davranış olduğunu söylemekte. Gebelik boyunca, büyük çocuğu abla ya da ağabeyliğe hazırlamak, bebek dünyaya geldiğinde daha olumlu davranışlarda bulunmasını sağlıyor.
Bebek doğduktan sonra evde bazı şeylerin değişeceğini anlatmak, çocuğu yeni hayatına yavaş yavaş hazırlayacaktır.
Doğacak kardeşinin, kendisi gibi becerilere sahip olamadığını; bu nedenle ondan bazı becerileri yerine getirmenin yanlış olduğunu hatırlatmak; çocukta, bebeğe karşı olumlu bir bakış oluşturacaktır.

Babanın Görevi Daha Fazla

İkinci çocuktan sonra, babanın ilk çocuk üzerindeki sorumluluğu artmalı. Annenin, bebeği emzirmek, altını almak gibi işleri olacağı için, baba ilk çocuğu asla yalnız bırakmamalı. Çocukların, kardeşleri doğduktan sonra kendilerini itilmiş hissettiği durumların çoğu, anne rolünün kaybolmasının ardından gerçekleşiyor. Bu durumda devreye baba girmeli ve büyük çocuğa bolca zaman ayırmalıdır. Bu zaman diliminin kaliteli şekilde geçirilmesi, kıskançlık duygusunu yenmeye yardımcı olacaktır. Anne, bebekle ilgilenirken baba; çocukla, oyun oynamalı, ona masal okumalı ya da birlikte dışarı çıkmalı. Bu durum, onun evde tek başına zaman geçirememe sorununu çözecektir. 

Denge Kurmak Gerekiyor

Kardeşi olduktan sonra, onu kıskanmasın diye çocuğun her türlü isteğine olumlu cevap vermek, artık her istediğini yapabileceği hissi uyandırır. Kurallarınız geçerli olmaya devam etmeli. Kıskanmasın, üzülmesin diye, istediği şeyleri yaptırmasına izin vermemelisiniz. Kuralları devam ettirirken çok katı olmamaya özen gösterin. Fazla katı ve keskin davranışlarda bulunmak, büyük çocuğunuzda; bebek geldikten sonra çok daha zor günlerin başladığı algısı yaratacaktır. Dengeyi korumaya ve devam ettirmeye özen göstermelisiniz.

Bırakın, Bebekliğini Sevsin

Bebeğin, bir rakip, annesini çalan bir hırsız ya da beceriksiz biri olmadığını öğrenmeli. Aksi takdirde, bebeğin sorumluluğunu yerine getiren anneye öfke duyacak, kendinden daha fazla ilgi gören kardeşi kıskanacaktır. Bunu önlemek adına, ona kendi bebekliğini anımsatın.
Bebekliğine dair sakladığınız fotoğraf ve videoları gösterin, anılarınızı anlatın. Kendisinin de bir zamanlar bu ilgiyi gördüğünü fark etmek, kardeşinin kendisine nasıl da benzediğini görmek kardeşiyle empati kurmasını kolaylaştıracaktır.

Hamilelikte Psikolojik Destek

0
Hamilelikte Psikolojik Destek

Hamilelikte Psikolojik Destek

Dünyaya bir bebek getirmeye karar verdiniz ve artık anne-baba olmak istiyorsunuz. Kendinizi zihinsel ve fiziksel olarak ebeveynliğe hazır hissediyorsunuz ama bu süreçte psikolojik sağlık da oldukça önemli.
Gebelik sürecinde; zihin, fizik ve ruh sağlığı büyük önem taşımakta. Ruh sağlığı yerinde olan kişilerin daha sağlıklı bir gebelik süreci geçirdiği belirlendi.

Gebeliğin psikolojik destek ile arasında bağ yalnızca gebeliğin başlamasından itibaren kurulmamalı. Psikolog desteği; gebelik öncesinde alınmaya başlanmalı. Anne adayının kendini hamileliğe hazır hissetmesi; psikolojik destek ile sağlanmalı.
Bu destek yalızca anne adayı tarafından değil; aynı zamanda baba adayı tarafından da alınmalı.

Kadının, hamile kalmaya karar verdiği an itibarı ile kendini 9 aylık hamilelik sürecine ruhsal olarak hazır hissetmesi için bir psikolog ile görüşmesi gerekli. Böylelikle; gebelik sürecinde zihinsel ve fiziksel sağlığının yanında ruh sağlığını da koruyacak ve geliştirecektir.
Gebelik öncesi psikolojik destek; ebeveyn adaylarının birbirleriyle ve çevreleriyle daha az sorun yaşamasını sağlayacaktır.
Hamile kalmaya karar veren kadın; bu süreçte psikolojik destek almaya başlamalı ve bu destek gebelik boyunca devam etmelidir. Doğum sonrası alınacak olan destek daha büyük önem arz etmektedir. Anne ve bebek arasındaki bağın şekillenmesine; doğum sonrası yaşanabilecek bir depresyon durumunun önlenmesini ve ebeveynlerin bebeğe bilinçli şekilde davranmasını sağlayacaktır.

 

Gebelik Öncesi Destek
Hamileliğe karar verilmesinin ardından uzman bir psikolog ile görüşmelere başlamak; sizi ruhsal anlamda hamileliğe hazırlayacaktır.

  1.  Sorumluluklarınızın Değişeceğini Bilin: Hamilelikte sorumluluklarınızın değişeceğinin farkında olun. Alkol ve sigara gibi alışkanlıklarınızı bırakmanız gerektiğinin farkında olun.
  2. Sahiplik Hissini Öğrenin:  Bebek yetiştirme isteğinizin bir hevesten ibaret olup olmadığını ayırt edin. Dünyaya getirdiğiniz bireyin her türlü sorumluluğunu yerine getirebileceğinizden emin olun.

Gebelik Sürecinde Destek
Hamileliğiniz boyunca; bir uzman psikologdan destek olmak; rahat ve sağlıklı bir hamilelik geçirmenizi sağlar.

  1.  Eşinizle İletişiminizi Artırın: Eşinizle gebeliğiniz hakkında bolca konuşun. Doğum korkularınız, sağlık problemleriniz hakkında sohbet edin. Bu sohbetler aranızdaki paylaşımı arttırarak size güven aşılayacaktır.
  2. Tecrübelere Kulak Verin: Anne- babalık tecrübesi olan kişilerle vakit geçirmeniz, onların tecrübelerini dinlemeniz size yol gösterecektir ve kaygılarınızı yenmenize yardımcı olacaktır.
  3. Kontrollerinizi Düzenli Olarak Yaptırın: Doktor kontrollerinizi aksatmamaya özen gösterin. Gebelikte size zorluk çıkaran her türlü sağlık sorununu uzman bir kadın doğum doktoru ile çözmek sizi rahatlatacaktır.
  4. Planlayın: Tahmini doğum tarihinizi aldıktan sonra plan yapmaya başlayın. Bu durum sizde psikolojik olarak iyi sonuçlar doğuracaktır. Doğuma kimlerle gideceğinizi, yanınızda götüreceğiniz malzemeleri ve tercih etmek istediğiniz doğum şeklini önceden planlamak doğum zamanınız yaklaştığında gereksiz stres yaşamanızı önleyecektir.

 

 

Çocuklarınıza Para Kullanmayı Öğretin

0

Çocuklara küçük yaşta parayı anlatmak ve parayı doğru kullanmayı öğretmek, ilerleyen yıllarda olumlu sonuçlar doğuruyor.
Yetişkin bir bireyin para harcama alışkanlıklarının, küçük yaşlarda şekillendiği belirlendi.
Çocuk yetiştirmede; eğitim, beslenme, uyku, ahlak gibi konuların önemliliği tartışılmaz bir gerçek. Fakat buna ek olarak çocuklara parayı doğru kullanmayı öğretmenin de önemi oldukça büyük.

Çocuğun yaşının henüz ufak olduğunu düşünerek, ona para kullanımını anlatmamak; ilerleyen yaşlarda bilinçsiz harcamalara sebep oluyor. Camridge Üniversitesi’nde yapılan araştırmalara göre çocuklarda para harcama ve para yönetebilme alışkanlıkları 3 ile 7 yaş arasında şekilleniyor. Bu durum; yetişkin bir bireyin paraya karşı tutumunun; çocukluk yaşlarında ebeveynler tarafından belirlendiğini ortaya çıkarmakta.

Evde; çocuğa ufak sorumluluklar vererek; sorumluluk bilincinin artması sağlanırken aynı zamanda bazı isteklerin giderilmesi için para kazanmak gerektiğini anlatmak; çocuğa birikim yapma sorumluluğu katıyor.
İşte; çocuğunuza para yönetme bilinci kazandırmak için ne yapmanız gerekenler:

1. Parayı Anlatmakla Başlayın: Çocuğunuza paranın ne olduğunu anlatmakla işe başlayın. İhtiyaçların para karşılığı satın alınabileceğini öğretin. Sahip olmak istediği şeylerin ancak para karşılığında elde edileceğini öğrenmesini sağlayın. 

2. İhtiyaç ve İsteği Ayrıştırın: İsteklerin ve ihtiyaçların birbirinden farklı olduğundan bahsedin. Paranın asıl amacının ihtiyaçları karşılamak olduğunu bilsin.

3. Çalışma Mantığını Anlatın: Para kazanmanın ancak bir işte çalışarak mümkün olduğunu gösterin. Bu nedenle anne/babasının işe gitmesi gerektiğini anlatın. Eğer evde çalışan biri olmazsa ihtiyaçların giderilemeyeceğinin farkına varsın. Böylelikle işe gitmek için evden çıktığınızda çok büyük problemler yaşamamış olacaksınız.

4. Harçlık Vermeyi Alışkanlık Edinin: Çocuklarınıza düzenli olarak harçlık verme alışkanlığı edinin. Miktarı ne olursa olsun, ona vereceğiniz harçlığı sizin belirlediğiniz sürede bitirmesi gerektiğini anlatın. Böylelikle; elindeki parayı yönetme becerisi kazanacak.

5. Gereksiz Alışverişten Kaçının: Çocuğunuz yanında gereksiz alışveriş yapmaktan uzak durun. Öncelikle ihtiyaçlarınızın giderilmesi gerektiğinin bilincinde olduğunuzu hissettirin. İstenilen her şeye sahip olunabileceği hissi; çocuğunuza gereksiz harcama alışkanlığı kazandırır.

6. Seçim Yapmayı Öğretin: Çocuğunuz aynı anda birçok şey istiyorsa ona seçim yapması gerektiğini öğretin. Bu seçimi doğru yapabilmesi için; hangisinin daha çok işe yarayacağını düşünmesine fırsat verin. 

7. Girişimcilik Ruhunu Aşılayın: Evde her bireyin kendine ait sorumlulukları vardır. Örneğin odasını toplayan ya da ödevlerini bitiren bir çocuk; kendi sorumluluğunu yerine getirmiş olur. Bu gibi sorumluluklarını yerine getiren çocuğa ödül olarak para vermeyin. Sorumluluğu dışında bir emek ve üretim ortaya koyan çocuğa para verin. Bu, onu üretmeye ve böylelikle girişimciliğe yönlendirecektir. 

Nedir Bu Cinsiyet Partisi?

0

Son zamanlarda sosyal medyada sıklıkla karşımıza çıkmaya başlayan yeni bir olgu var; “cinsiyet belirleme partisi.” Cinsiyet Belirleme Partisi, genç anne- baba adayları için yeni ve eğlenceli bir uygulama olarak dikkat çekiyor.
“Bebeğe Hoş Geldin” partilerinin ardından şimdi de cinsiyet öğrenme partileri yeni nesil annelerin gözdesi oldu.
Avrupa’dan ithal ettiğimiz bir gelenek olan Gender Reveal Party’de anne- baba adayları; dünyaya gelecek çocuğun cinsiyetini aile bireyleri ve yakın arkadaşlarıyla bir araya geldiği bir organizasyon sırasında öğreniyor. Bebek cinsiyetinin öğrenilmesini bir tören haline getiren bu eğlenceli partilerde birbirinden farklı birçok uygulama kullanılabiliyor.

Parti organizasyonu; cinsiyet anne-babalara sürpriz olacağı için genellikle ebeveynlerden birinin yakını tarafından düzenleniyor.
Cinsiyet öğrenme partisinin içeriği şu şekilde; ultrason sonrası bebeğin cinsiyeti anne ve baba yerine başka bir yakınına söyleniyor. Cinsiyeti öğrenen kişi, buna göre bir parti düzenliyor. Bebeğin kız mı erkek mi olacağını bilen tek kişi; partide cinsiyetin öğrenilmesinde kullanılacak çeşitli sürprizlerden birini tercih ediyor.
Kız çocuğun pembe; erkek çocuğun ise mavi renkle sembolize edildiği bu organizasyonda uygulanan yöntemlerin en popülerleri şu şekilde;

Pasta Kesilmesi: Bebeğin cinsiyeti, doktor tarafından bir kâğıda yazılarak kapalı bir zarfa konuluyor. Anne- baba adayları bu zarfı bir pastacıya götürerek; içinde yazan cinsiyete göre bir siparişte bulunuyor. Bebeğin cinsiyeti kızsa, içi pembe renkte; erkekse mavi renkte olan bir pasta yapılıyor. Anne baba, cinsiyet öğrenme partisinde; önlerine getirilen pastayı keserek, içinden çıkacak kremanın rengine göre bebeklerinin cinsiyetini öğrenmiş oluyor.

Balon Kutusu: Bebeğin cinsiyetini öğrenen bir kişi, anne babanın önüne; içi uçan balonlarla dolu bir kutu getiriyor. Ebeveynlerin, önünde duran büyük kutunun kapağını açmasıyla birlikte mavi ya da pembe balonlar havaya uçuyor.

Yumurta: Bu uygulamada birden çok yumurta kullanılıyor. Yumurtaların bir kısmı mavi, bir kısmı ise pembe ve aralarından yalnızca bir tanesi gerçek yumurta. Anne- baba bir pembe bir mavi yumurtalardan alarak sırayla kırmayı deniyor. Kırılan yumurtanın dışı hangi renkse, bebeğin cinsiyeti ona göre öğrenilmiş oluyor. 

Paintball: Bebeğin cinsiyetini temsil eden renkte boya; bir balon ya da bir tabanca içine dolduruluyor. Anne- baba adayları; balonu patlattığında ya da tabancayı sıktığında ortalık hangi renge bulaşıyorsa bebeğin cinsiyetinin o olacağı belirleniyor. 

Çocuklar İçin Faydalı Aplikasyonlar

0
education, elementary school, learning, technology and people concept - group of school kids with tablet pc computer having fun on break in classroom

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte internet, günün her saati kullanılabilir hale geldi. Bu durum, çocuk ve internet ikilisini de gün içinde sıklıkla bir araya getirmeye başladı. İnternet kullanımının arttığı bu dönemde, çocukları sanal ortamın tehlikelerinden korumak oldukça zor bir hal aldı. Teknolojik isteklerde bulunan çocukları bazen; farkında olmadan sanal tehlikenin içine atıyoruz. İnterneti, çocuklar için daha verimli bir hale getirmek adına üretilen bazı uygulamalar bulunuyor. Bu uygulamalar sayesinde, çocuklar teknolojinin olumlu yanlarından faydalanıyor.

Gelişen teknoloji, çocukların oyun ve eğlence anlayışını da zamanla değiştirmekte. Çocuklar artık; telefon, tablet, bilgisayar gibi cihazlar üzerinden çeşitli oyunlar oynayarak ya da video izleyerek zaman geçiriyor. Fakat internetin sağladığı kolaylıklar, birçok zarara sahip olduğu gerçeğini değiştirmiyor.
Çocuklarda internet kullanımını verimli hale getirebilme oranı, onlara eğitici içerikler sunmakla doğru orantılı olarak artıyor. Peki, bu verimli internet kullanımını nasıl sağlayabiliriz?
İnternette verimli zaman geçirebilme olanağı; çocukları; eğitici, öğretici ve aynı zamanda eğlendirici uygulamalara yönlendirerek sağlanabilir.

Çocukların teknolojik isteklerine cevap verirken onları eğitecek özelliklere sahip aplikasyonlardan bazıları;

  1. AniWorld: Android uygulama mağazasında bulunan AniWorld, çocuklara hayvan sevgisini aşılayablmek adına oldukça verimli bir uygulama. Çocukların, hayvanlara bakım yapabildiği AniWorld, hayvanların ilginç surat ifadeleriyle de çocukları güldürüyor.
  2. Pet Bingo: Okul öncesi eğitim adına çocuklara büyük olanak sağlayan Pet Bingo, temel matematik işlemleri yaptırmayı amaçlıyor. Uygulama içinde, matematik işlemi yaptıkça maskot besleniyor. Böylelikle; eğitim, eğlenceyle iç içe sunuluyor.
  3. Paintbox: Çocukların çizim yeteneğini geliştirmek için üretilen bu uygulamada çocuklar, ilk sanat eserlerini yaratıyor. Fırçanın parlaklığının ve tonun ayarlanabiliyor olmasıyla gerçeğe yakın tuvaller yaratılıyor.
  4. Move The Turtle: Tasarımın temel mantığını öğreten uyguluma, çocuklara yaratıcılık kazandırıyor. Desenlerle tasarım yapmayı öğreten uygulamaya IOS mağazasından ulaşabilirsiniz.
  5. Stackt The Countries: Stackt The Countries, hem IOS hem Android mağazalarında bulunan eğitici bir uygulama. Çocuklara, okul öncesi eğitimde dünya coğrafyası hakkında temel bilgiler veriyor.
  6. Music Tales: Çocukların müzik becerilerini geliştirmek adına üretilmiş bir uygulama olan Music Tales, müzik yeteneği olan çocukları ortaya çıkarıyor. Ailece şarkı söylenebilen bu uygulama ile, ailece geçirilen zaman da daha kaliteli ve keyifli hale geliyor.

 

Yeni Nesil Annelerin Gözdesi: Baby Shower

0

Günümüzde, dünyaya bir bebek getireceğini öğrenen anneler birbirinden farklı şekillerde kutlamalara başvuruyor. Yakınlarıyla birlikte hem sevincini paylaşmak, hem de onların maddi manevi desteğini almak isteyen anne adaylarının başvurduğu kutlamaların günümüzde en popüler olanı “Baby Shower.
Peki, sosyal medyada ve magazin haberlerinde sıkça rastlamaya başladığımız bu Baby Shower nedir?

İngilizce “baby” ve “shower” kelimelerinden türetilen bu isim, Türkçeye çevrildiğinde “bebek duşu” anlamına gelmektedir. İsim, Türkçeye çevrildiğinde tam karşılığını vermediği için ülkemizde bu kutlamalara “Bebek Partisi” ya da “Bebeğe Hoş Geldin Partisi” gibi isimlerle anılmakta.

Bebek Partisi Nerede Düzenlenir?

Bebeğin dünyaya gelişini kutlamak için düzenlenen, Avrupa’dan ithal ettiğimiz bir parti çeşidi olan “Baby Shower” anne adayının, arkadaşları ve yakın çevresiyle keyifli vakit geçirmesini amaç edinen bir toplantı biçimidir. Anne adayının genellikle yakın arkadaşları ve kuzenlerini bir araya getiren bu eğlence aynı zamanda doğacak bebeğin ihtiyaçlarını da karşılamaya yönelik olarak gerçekleştirilir. Partiye gelen davetliler anne adayı ve doğacak bebek için hediyeler getirir ve ihtiyaçların bir kısmı giderilmiş olur. Anne adayının, zevki, içinde bulunduğu koşullar ve maddi imkanlarına göre tercih edilebilecek partiler açık alanlarda, parti merkezlerinde ya da evde yapılabiliyor. Parti organizasyonuyla kişisel olarak ilgilenmek isteyenler, partiyi evde, ya da evlerinin bahçelerinde organize etmeyi tercih ediyor.

Baby Shower Nasıl Düzenlenir?

Çoğu anne adayı, Baby Shower’larını genellikle bir organizasyon şirketi ile planlasa da bazı anne adayları partinin her detayıyla kendi ilgilenmek istiyor. Bu gibi durumlarda anne ve arkadaşları tarafından partide ikram edilecek atıştırmalıklar hazırlanır, partinin yapılacağı mekan düzenlenerek süslenir ve partiye kimlerin davet edileceği belirlenerek davetlilere davetiye gönderilir.
Sosyal medyanın günlük hayatta sıklıkla kullanılması, genç anne ve baba adaylarının da bu bebek partileri için birçok fikir edinmesini sağlıyor.

Baby Shower, hem yeni anne adayı ve arkadaşlarının keyifli vakit geçirmesini sağlıyor hem de doğum stresi yaşayan anneye rahat bir ortam sağlıyor. Ayrıca bebek büyüdüğünde, ailece hatırlanabilecek güzel bir anı olarak rafa kaldırılıyor.

Baby Shower Yapan Ünlüler

Baby Shower düzenleyenler arasında ünlü anneler de var. Medyatik anneler, dünyaya getirecekleri çocukları için düzenledikleri partilerle sosyal medyada yankı uyandırdı. Peki hangi ünlü anneler, bebeğine “Hoş Geldin Partisi” yaptı?

  1. Buse Terim
    En çarpıcı bebek partilerinden birine imza atan Buse Terim, açık alanda yapmayı tercih ettiği organizasyonunda siyah beyaz ve fuşya tonlarını kullandı.
  2. Demet Akalın
    Ünlü pop şarkıcısı Demet Akalın, kızı Hira için düzenlediği partide gri, pembe renklerine ağırlık verdiği bir süsleme tercih etti.

  3. Akasya Asıltürkmen
    Oyuncu, doğumuna 3 hafta kala, arkadaşlarının kendisi için düzenlediği sürpriz bir Baby Shower ile karşılaştı. Sürpriz partinin süslemelerinde siyah, beyaz renkleri ve bebek tulumları yoğunluktaydı.
  4. Pelin Karahan
    Parti mekânını mavi ve pembe renklerde süslemelerle donatan oyuncu, ikinci çocuğu için yaptığı Baby Shower’da bolca çiçek süslemesi yapmayı tercih etti. Karahan, doğacak olan ikinci çocuğu için yaptığı kutlamada, büyük oğluyla bolca fotoğraf da çektirdi.
  5. Ece Erken
    Bir erkek çocuk dünyaya getirecek olan ünlü sunucu, beyaz balonlarda süslediği mekanda, misafirlerini maviler içinde karşılamayı tercih etti.

BAŞKA ETKİNLİK: Çocuk Yetiştirmede Doğru Bildiğimiz Yanlışlar

0

BAŞKA ETKİNLİK: Çocuk Yetiştirmede Doğru Bildiğimiz Yanlışlar

  • Çocuklarla doğru iletişim kurma
  • Çocuk yetiştirmede ödül ve ceza
  • Çocuğa sınır koyma
  • İstenmeyen davranışlarla ilgili doğru tutum geliştirme
  • Okul başarısında ebeveyn rolü
  • Çocuk psikolojisinde riskli durumları anlama, doğru müdahale etme

 

Etkinlik ücretsizdir.

Kontenjan 20 kişi ile sınırlıdır.

Katılım için kayıt yaptırmak zorunludur.

Kayıt Formu İçin tıklayınız

Etkinlik yöneticisi: Klinik Psikolog Bilge Açıkgöz Karaoğlu

Etkinlik Tarihi: 14.04.2018

Etkinlik Yeri: Başka Psikoloji Etkinlik Salonu

 

Çocuk Cinsel İstismarı

0
cinsel istismar

Çocuk Cinsel İstismarı

18 yaşın altındaki bireyler çocuk olarak tanımlanmaktadır. Bu dönem cinsel gelişimin ve zihinsel örüntülerin tam olarak tamamlanmadığı bir süreçtir.  Çocukların kolayca güven duymaları kandırılmaya daha açık olmalarına sebebiyet verir. Bu sebeple ebeveynler çocuklara, bedenlerini tanıtmalı, iyi ve kötü dokunuşları anlatmalı, başka bir kişi tarafından herhangi bir duruma zorlandıklarında ne olursa olsun anne ve babalarına haber vermeleri gerektiği yaş grubuna uygun bir şekilde anlatılmalıdır. Yaşanılan durumdan dolayı anne babası olarak asla onu suçlanmayacağınızı, terk etmeyeceğinizi ve sevmeye devam edeceğiniz  konusunda ayrıntılı bir biçimde bilgilendirme yapılmalıdır.

Çocuklar yaşadıkları istismarı dile getirmekte zorlanırlar. Bunun temel sebebi yaşanılan durumu kendi suçları olarak görmeleridir. Eğer yaşadıkları olayı ebeveynlerine anlatırlarsa ailenin onu terk edeceği, kızacağı ve bu durumdan dolayı onu sevmeyeceklerini düşünmektedirler. Bu düşünce örüntüsüne bir de istismarcısının yarattığı korku da eklenince saklama ve susma yoluna gidebilirler. Sakladıkları sustukları içinse tekrar tekrar istismara maruz kalabilirler.

Dünya sağlık örgütü, cinsel istismarı, Çocuğun tam olarak kavrayamadığı, gelişimsel olarak henüz hazır olmadığı, rıza gösterme ve onaylama kapasitesinde olmadığı cinsel aktiviteye zorlanmasıdır şeklinde tanımlamıştır.

Mahremiyet eğitimi çocuklara nasıl verilmeli?

Çocuk cinsel istismarını genellikle aileye en yakın olan kişiler tarafından yapıldığından tanımlanması ve tedavi edilmesi oldukça zorlaşmaktadır.

Çocuğun, başka bir kişi tarafından cinsel olarak kötüye kullanılması, suistimal edilmesi, çocuğa cinsel haz duyma amacıyla;

  • Cinsel organa dokunulması ya da dokundurulması
  • Teşhircilik yapılması
  • Penetrasyon
  • Cinsel doyum
  • Fuhuşa zorlama
  • Cinsel obje olarak kullanma
  • Çocuğa pornografik içerikli görüntülerin izletilmesi cinsel istismardır.

Cinsel istismarı üç ana başlık altında ele alabiliriz.

  1. Dokunma Olmaksızın Yapılan İstismar

Çocukla cinsel içerikli konuşmalar yaparak çocukta korkuya, bunalıma, öfkeye, tedirginliğe, huzursuzluğa neden olmaktır.

Yapılan cinsel içerikli telefon konuşmaları, cinsel içerikli filmlerin izletilmesi, teşhircilik, röntgencilik gibi durumlar çocuğu psikolojik olarak zarar vererek onda korku ve endişe yaratmasından dolayı bu durumlar da istismardır.

  1. Dokunularak Yapılan Cinsel İstismar

Yetişkin bir bireyin, çocuğun vücuduna cinsel amaçla dokunmak ya da dokundurtmak söz konusudur. Bu durum TCK (Türk Ceza Kanunun) 103. Maddesince de suçtur. On beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış, çocuğa yapılan cinsel istismara vücut verir.

  1. Şiddet Kullanılarak Yapılan Cinsel İstismar

Çocuğa yönelik cinsel amaçla şiddet uygulayarak yapılan istismardır. Irza geçme, öldürme, bedensel yaralamaları bu başlık altında ele alabiliriz. Yapılan bu istismar hem psikolojik hem bedensel olmasından dolayı travmatik etkisi oldukça yoğundur ve acil müdahale gerektirmektedir.

Cinsel İstismarla İlgili Doğru Bilinen Yanlışlar

Cinsel istismar yabancılar tarafından yapılır

Hayır! aile içinden, aileyi yakinen tanıyan birisi olabilir.

Hep erkekler istismar eder

Hayır! istismarcının cinsiyet yoktur.

Anne- baba çocuğunu istismar etmez

Hayır! sosyoekonomik durumu, eğitim düzeyine bakılmaksızın istismarcı anne baba profilleri görülmektedir.

O erkek ona bir şey olmaz

Hayır! cinsiyet ayırt etmeksizin cinsel istismar yapılmaktadır.

Yaşanılan olay bütün hayatını bitirdi.

Hayır! gerekli tedavi ve desteği alırsa hayatına devam edecektir.

 

Gerekli tedavi ve destek için Mavigen Aile Danışmanlık Merkezini tercih edebilirsiniz. Ankara Psikolog

Bebeğinizin İlk Yılı! Neler Yaşayacaksınız?

0

Büyük Beklentiler: Bebeğin İlk Yılı

Sonunda beklediğiniz an geldi ve bebeğinize kavuştunuz! Asıl maraton işte şimdi başlıyor! Bir bebek bakımı yorucu olabilir, ancak sabırsızlıkla beklenecek çok şey var. Bebeğinizle birlikte, ilk kez yaşayacağınız anları bu içeriğimizde derledik.

bebeğinizin ilk yılı

Gülücükler

İki ay boyunca uykusuz geceler ve 24 saat yatıştırmanın ardından, bebeğinizin gözyaşlarını bol miktarda gördünüz. Belki kısa bir süre gülümseme gördünüz ama gaz problemi ile gülüşleri yine soldu. Şimdi gerçek ödülün zamanı geldi. Yaklaşık 2 aylıkken, bebeğiniz size cevap olarak gülümser  Sesinizi duyması ya da yüzünüzü görmesi bebeğinizin karşı konulamaz gülümsemesini tetiklemek için gereken tek şeydir.

 

bebeğinizin ilk yılı

Uyku

Sürekli bölünen gece uykuları bir annenin en büyük sorunlarından biridir. Bir yeni doğanın bütün gece uyumasını beklemek gerçeklikten uzak ve sağlıksız olsa da, veliler rahatlamanın yakında olacağından emin olabilirler. 4-6 ayda, çoğu bebek gece boyunca uyku kabiliyetine sahiptir.

bebeğinizin ilk yılı

Oturmak

Yaklaşık 5 veya 6 ay boyunca, çoğu bebek destek ile oturabilir – ya önlerinde ellerine dayanarak ya da yastıklara ya da mobilyalara yaslanır. Bebekler genellikle 7-9 ayda yalnız başına oturabilirler.

 

 

 

 

bebeğinizin ilk yılı

Dil Gelişiyor

Bebekler yaklaşık 9 aylık dönemde sesleri taklit etmeye başlarlar. “Bay, bay”, “dede”,”baba”, “mama” gibi tekrarlayan seslere bebeklerin meyili fazladır.

bebeğinizin ilk yılı

Ek Gıda

Annelerin en sabırsızlandığı şeylerden biri ek gıdaya geçiştir. Bebekler 6 aydan sonra artık ek gıda ile beslenmeye geçiş yapabilirler. 9-12 ay arası bebekler, parmak gıdalar gibi küçük nesneleri tutabilir ve yiyebilirler. Yine de, herhangi bir olumsuz durumu engellemek için bebekler yerken onları kontrol etmeniz önemlidir.

bebeğinizin ilk yılı

Emekleme ve İlk Adımlar

Bebekler 12. aylarına gelene kadar yavaş yavaş emeklemeye başlarlar. ayrıca artık etraftaki mobilyalara tutunarak küçük adımlar da atmaya başlarlar. desteksiz yürümeye başladıkları andan itibaren artık birçok şey değişecektir.

Bu süreçten sonra artık bebeğiniz cümleler kurmaya ve seri bir şekilde yürümeye başlayacak ve ilerleyen zamanlarda ise onunla vakit geçirmekten çok hoşlanacaksınız!