Türkiyenin Gerçekleri "Çiş" Deyip Geçmeyin!" - Nigar Özalp | Blog Yazarları

“Çiş” Deyip Geçmeyin!” – Nigar Özalp

  • 24 Şubat 2017
  • 9.939 kez görüntülendi.
“Çiş” Deyip Geçmeyin!” – Nigar Özalp

Pazartesi işe gelmiş olmanın dinlendiren hallerinden birini yaşıyorum şu anda. Hafta sonu tam zamanlı annelik ve çiş eğitiminin adrenalini yüksek geriliminden sonra şu üstüme çöken rehavet ve tuvalet oda güzergahında koşturmaya ara verme, Ayşe çiş yapalı 20 dakikayı geçti mi  telaşından uzak olma durumu pek hoşuma gitti. Neredeyse sevesim geldi burayı,  şaka şaka o kadar da değil …

Annelik serüveni bulantıyla başlayan, bebeğin gazını her çıkartışında rahatlamayla devam eden ve tuvalette yapılan ilk kakaya birlikte el sallamayla sürüp giden, sanırım sindirim ve boşaltım sistemiyle pek alakalı bir hal. Bir kadının en büyük zaferleri arasında gaz çıkarmış bir bebek ve bi kaç yıl sonrasında da çişim var demeye alıştırılmış bir erken çocuk bulunur.

Erkek ne kadar anlar bu zaferlerin müthiş hazzını? Emek verdiği kadar.

Hayat sizi küçük küçük daha büyük savaşlara, sabırlara, deneyimlere hazırlar.
Ben anne olmayı 40 gün inzivaya çekilmekten evla “hal” ehli olmaya yaklaştıran bir süreç olarak algılıyorum. Sabır bu kadar mı zorlanır. İnsan en hassas taraflarıyla bu kadar mı sınanır. Sınanıyor işte.

çiş deyip geçmeUykuya mı düşkünsünüz? Gece de 10 kere kalkılan zamanlar efsanevi bir korku değil, gerçekten gerçek. Sabahına işe gitme durumunun ise ıskalanacak bir hali yok.

Kalbiniz başkasının acısına karşı çok mu hassas? 40 derece ateşle yarı baygın yatan çocuğunuzun gözlerine bakabilme ya da kan alırken attığı çığlıkların kalbinizde açtığı oyukları tamir edip bayılmadan ayakta kalabilme gücünüze siz bile şaşacaksınız. Ki bu benim yaşadığım çok şükür zoru yaşayanlarınkinin yanında pek de gülünüp geçilesi haller… Elinizde tutmaya  kıyamadığınız bir gelincik, gözünüze baktıkça içinizden kaçması muhtemel cinnetleri prangalıyorsunuz sık sık.

Çiş savaşında yorgun düştüğünüz her anda size emanet edilen şu yüreği bazen kaşınız gözünüzle, bazen ses tonu yüksek sözünüzle boşu boşuna ürküttüğünüzü görmek, sinirleri ehlileştirmek için nasıl bir derstir bilemezsiniz.

Siz her aşamada nefsinize karşı önemli olan gerçekle, andaki ayrıntı arasında savaş veriyorsunuz. Halının çişlenmesi mi kızınızın bu alışması zor duruma psikolojik olarak yarasız beresiz alışması ve bir zafer kazandığına baskısız zorlamasız dayatmasız olarak inanması mı uzun vadede daha önemli. İşte her an bunu seçip duruyorsunuz.

Siz seçtikçe o hayata dair tutunacak yerler buluyor kendine. Sevecek yeni şeyler. Gözlerinden biliyorsunuz bunu. Bakışından. Ya kayıp düşüyor gözleri ya da bir yerlere güçlü güçlü tutunuyor. Düştükçe biliyorsunuz ki o an bir insan yara almayı da yara açmayı da öğreniyor. Tutundukça biliyorsunuz ki avuçlarını sımsıkı kenetleyen biri hayatın peşini kolay bırakmaz. Açılmış yaraları kapatmakta hünerli elleri olur.

Yani çiş deyip geçmeyin. İnşa etmenin yolu bunlar. Hamasi nutuklar değil günlük sınavlar örüyor aradaki iletişimi. Bakın büyümüş insanların yaralarına. Ailelerinin kırk yıl düşünse akıllarına gelmeyecek anlardır ruha kezzap atık yanıkları içinde bırakan şeyler. Kızgınlıkla patlatılmış bir top. Öfkeyle atılmış bir haksız tokat. Arkadaşların yanında edilen bir söz. Büyüklerin tarihinde kayıp anlar, küçüklerin dönüm noktasıdır aslında.

Bunları en çok kendime yazıyorum direncimi arttırsın, sükunetimi korusun diye. Öfke her insanın sınavı, telkinler işe yarıyor yenilmemek için.

Çünkü ben güzelleştikçe, direndikçe, iyi den güzelden yana emek verdikçe Rabbimin izniyle güzel şeyler yapacak o da.

Ve insan evlat sahibi olunca en çok sevdiği kelime “inşallah” oluyor.. Umutla hevesle..

İnşallah…

NİGAR ÖZALP 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
Kayıt ol ve soru sor?
DMCA.com Protection Status