Ebeveynlerin Çocuklarını Yetiştirirken Yaptığı Hatalar

0
188

Anne ve baba adayı, anne adayının hamile olduğunu öğrendiği andan itibaren bebekleriyle ilgili hayal kurmaya başlar. Anne bu süre boyunca bilinçaltında çocuğunun kime benzeyeceğini, nelerden hoşlanacağını, birlikte neler yapacaklarını, hatta hangi okullara gideceğinin hayalini kurar. Bu hamilelik süresince nasıl bir anne ve baba olacaklarını da düşünürler. Genelde zor bir çocukluk geçiren ebeveynler “annem gibi bir anne olmayacağım, ya da babam gibi bir baba olmayacağım” diye düşünebilir. Araştırmalara göre ebeveynlerin çocuklarını büyütürlerken tercih ettikleri üç şekil vardır; kendi anne babasından gördüğü şekilde çocuk yetiştirmek, kendi büyütülme şeklinden memnun olmadığı için onların tam tersi davrananlar ve bir diğeri ise  çocuk yetiştirmek konusuyla ilgi sürekli okuyan, kendini geliştirmeye çalışan anne-babalardır. Hiç şüphesiz en uygun olanı üçüncü grupta olanlar. Son 50 yıldır bu konuda yapılan araştırmalar bu gruptakilerin yetiştirdiği çocukların daha mutlu, başarılı ve sağlıklı yetişkinler olduklarını gösteriyor.

Çocuk yetiştirmek, çok dikkat isteyen ve zor olan bir döneme yayılmaktadır. Ebeveynler çocukları en iyi şekilde topluma kazandırabilmek için çabalarlar. Fakat farkında olmadan birçok yanlış yapılabilir ve bu durum çocuğun sağlıklı gelişimini ve karakter oluşumunu etkiler. Çocuk yetiştirirken yapılan en yaygın hatalardan bazılarını sizler için derledik.

Yeni doğum yapmış annelerin bir çoğu bebeğin aç kaldığı endişesiyle veya sütünün yetersiz kaldığı düşüncesine kapılıp henüz gerekli değil iken normalden daha erken çocuğuna mama vermeye başlıyor. Özellikle doğumdan sonra annenin sütü gecikmeli gelebilir veya ilk günler az gelebilir. Ancak anne sütü mucizevi bir besin kaynağı size göre azda gelse içeriğinde çocuğa yetebilecek besin değerlerine sahip oluyor.

Çocuğun tuvalet eğitimi sürecinde fazla zorlamak da sık yapılan hatalardan biri. Çocuk 2 yaşına bastıktan sonra bu konuda eğitim vermeye başlayabilir; fakat bu süreçte baskıcı olmamak, çocuk altına kaçırdığında aşırı tepki vermemek gerekiyor.

Diğer yaygın tutum ise çocuk zayıf ise sağlıksız olduğudur. Çocuk dengeli ve düzenli bir şekilde besleniyor gerekli vitamin ve besinleri yiyorsa dış görünüşün bir önemi kalmıyor. Fakat halk arasında ”bu çocuğu aç mı bırakıyorsun? ” sorusuna varacak kadar bir yanılgı yaratılmış bir durumda.

Çocukları üşütmemeleri için kat kat sarıp sarmalamak da bir başka hata. Doğru olan çocukları giydirirken pamuklu  doğal kumaşlardan yapılmış ve terlemelerini engelleyecek kıyafetleri tercih etmek.

Bir başka önemli konu da çocuğun kucağa alışmamasını sağlamaya çalışmak. Bu konuda bir denge gözetilmeli. Bebeği her ağladığında kucağa almak da, alışmasın diye hiç kucağa almamak da doğru değil. Araştırmalar anne kucağının bebek için yatıştırıcı bir özelliği olduğunu gösteriyor aynı zamanda anne-bebek arasındaki bağı kuvvetlendirmeye yardımcı oluyor.Aşırı derecede korunup kollanan çocuklar fazla sevgiden ötürü bunalmak ve şımarmakla kalmıyor. Bu davranışa maruz kalmak çocuğun güvensiz olmasına da sebep oluyor. Çocuklarınıza sevgi göstermeli, onları kolladığınızı belli etmelisiniz tabii ki ama bu çocuğunuzu karşılaştığı her zorlukta ailesine sığınan, kendi başına bir şey halledemeyen biri haline getirecek seviyede olmamalı.

Çocuk yetiştirirken yapılan hatalar arasında çocuğa evrenin merkeziymiş gibi davranmak her isteğini yerine getirmek veya fazla korumacı yaklaşıp, kısıtlamak yer alıyor. Aslında çocuğa yönelik davranışların hemen hepsinde en önemli nokta davranışların dengeli olması. Örnek olarak mesela; anne baba aşırı derecede denetimli ve disiplinli olursa ortaya pasif bir karakter çıkacaktır, fazla hoşgörülü ve rahat davranır ise uyumsuzluk, bencillik ve şımarıklığa yol açacaktır.

Bir diğer tartışmalı konu ise çocuğun odasını ne zaman ayrılması gerektiğidir. Uzmanlara göre bir bebek 6 aylık olduğunda kendi odasında yatmaya başlamalı. Bu size erken geliyorsa bu süreç en fazla 2 yaşına kadar uzamalı.

Saçların sıfıra vurdurunca daha gür çıkacağı inancının da  hiçbir bilimsel kaynağının olmadığını söylemeliyiz.