İştahsız Çocuklar İçin Beslenme Önerileri

0
188
İştahsız Çocuklar İçin Beslenme Önerileri

İştahsızlık Nedir?

Genellikle 2 yaş civarında ortaya çıkan iştahsızlık çoğunlukla psikolojik veya tıbbi sebeplerden kaynaklanmaktadır. İştahsız çocuk, ağızdan beslenmeye karşı direnç gösteren, dolayısıyla büyüme ve günlük aktiviteler için gerekli enerji ve proteini alamayan çocuklara denir.

Çocuklarda iştahsızlık neden olur? Gerçek iştahsızlık mı? Yoksa yiyeceği reddetmek mi?

Yemeği reddetme eğilimi, genellikle altta yatan ve çocuğu rahatsız eden psikolojik bir neden olduğunda ortaya çıkmaktadır. Çocuğunuzun sizinle en yoğun iletişim alanlarından biri de yemektir.

Yeme problemleri olan çocukların olmayan çocuklara göre daha zayıf ve kısa boylu oldukları saptanmıştır.

0-1   YAŞ:

 

Büyümenin hızlı olduğu bir dönemdir. Bu dönemde gereksinimleri karşılamak açısından dengeli beslenme çok önemlidir. Çocuk ilerleyen aylarda hareketlenmeye başlayacağından besin seçici olabilir. Bu nedenle yürümeye başlamadan önce ne kadar çok besinle tanışırsa o kadar iyidir.

iştahsız çocuklar

O-6 AYLIK DÖNEM:

 

Hızlı gelişim sürecinde olan bebeğinizin en doğru kaynaklardan, yeterli ve dengeli miktarlarda beslenmesi elzemdir. Bu dönemdeki yeni doğan için en uygun besin kuşkusuz anne sütüdür, ilk 4 ay bebeğim sindirim sistemi başka bir besini sindirmeye elverişli değildir. Özellikle bazı bebek mamalarında yer alan tahıl kaynakları sorunlara yol açabilir dikkatli davranılmalıdır.

 

Doğallığı, her zaman steril ve hazır olması, hastalıklardan koruyucu etmenler ve büyüme hormonları içermesi, besleyici özelliği anne sütünü vazgeçilmez yapmaktadır. Anne sütünün en mucizevi özelliklerinden biri de içeriğinin bebeğin gelişimine göre değişmesidir. İlk başta sulu bir yapıya sahipken zamanla daha koyu, yağlı bir hal alır. Emzirme anne ile bebek arasında güçlü bir ilişkinin gelişmesine de yardımcı olur. Ayrıca anne sütü ile beslenen çocuklarda ileride şeker hastalığı, bazı kanser türleri gibi hastalıkların da daha az görüldüğü saptanmıştır.

 

Dikkat!!!: Anne sütü sağıldıktan sonra buzdolabında steril şartlarda 8 gün saklanabilir. Yani çalışıyor ya da sık seyahat ediyorsanız sıkıntı hissetmenize gerek yok.

6.AY VE SONRASI :

Çocuğa verilecek besinlerin sindirim sistemine uygun olması, miktar ve kıvamının doğru ayarlanması önemlidir. Örneğin yeni doğan çocukta, nişastanın sindirimini sağlayan enzim azdır. Bu nedenle hazırlayacağınız ek besinlerde nişastaya göre daha besleyici ve sindirimi kolay pirinç ununu kullanmalısınız.

Artık ele avuca gelip hareketlenmeye başlayan bebeğinizin buna uygun olarak da enerji ihtiyaçları artar. Her bebeğin gelişimi farklı olduğu için ek besinlere geçerken izlenecek yollar da farklı farklıdır. Sadece anne sütü ile beslenen bebeklerde bazen yeterli gelişim sağlanamaz bu durumda 4.aydan itibaren de ek besinlere geçilebilir. 6. aydan itibaren ek besin olarak yumurta sarısına geçilebilir. Yumurta beyin gelişimi ve fonksiyonlarını artıran kolinden en zengin besindir öte yandan anne sütüne benzeyen tek besindir. Yüksek kalitede emilebilen bir protein kaynağı olduğundan insan vücudundan üretilemeyen aminoasitleri de içerdiğinden çok değerlidir.

Demir içeriği ile de demire benzer özellik taşır, vitamin mineral deposu yumurtayı çocuklarınızın beslenmesinden ihmal etmeyin.  Bu dönemde seçilecek mamanın da ayına uygun olması çok önemlidir. Püre kıvamındaki yemeklerde ezilmiş olanlara geçiş  sağlanabilir. Artık turunçgilleri yavaş yavaş ekleyebilir, tahıl bazlı makarna, tahıllara geçebilir, iyi pişmiş yumurta ile tanıştırabilirsiniz.

8-9. aylardan sonra bir şeyleri tutma ve kavrama yeteneği gelişmiş bebeğinize soyulmuş elma, havuç, ekmek parçaları verip çiğneme yeteneğini geliştirmesine yardımcı olabilirsiniz. Ancak yine de tatlı kurabiyelerden uzak tutmalısınız ki doğal tatlardan uzaklaşmasın.

İştahsız çocuğa yaklaşım nasıl olmalıdır?

İştahsız çocuğa karşı baskıcı ve azarlayıcı bir tavır içinde olmamak gerekir. Çocuğu yemeye zorlamak ileride çocuğun beslenme davranış bozuklukları sergilemesine sebep olmaktadır. Aynı şekilde çocuk yemeğini yemedi diye cezalandırmak da doğru değildir.

Lokmayı uzun süre ağzında çeviren, yutmamak için zaman kazanmaya çalışan, tabağındaki yemeği bir türlü bitiremeyen bir çocuk karşısında önce aklımıza fiziksel bir rahatsızlığın var olup olmadığı gelmelidir. Örneğin; yüksek ateş, kulak ağrısı, boğaz ağrısı, nefes almayı güçleştiren nezle ve grip gibi üst solunum yolları enfeksiyonları çocuğun sofrada nazlanmasına neden olur. Çocuğun sofrada oyalanması ve yemeğini ağır yemesi karşısında tepki göstermemek en iyisidir. Bu arada çocukla konuşmak, hikayeler anlatmak, şakalar yapmak da onun yemek yemesini zevkli hale getirebilir. Sofrada geçirilen zamanın hem anne-baba hem de çocuk açısından işkenceye dönüşmemesi çok önemlidir.

Çocuğun yemek seçimini etkileyen faktörler nelerdir?

Oyun çocukları için oyun oynamak çok önemlidir. Çocuklar bu süreçte yemek yemeyi unutabilirler veya oyun oynama isteği yemek yemeyi reddetmeye dönüşebilir. Sofra düzeninin olmaması veya çocuk seviyor diye hep aynı besinlerin pişirilmesi de çocuğun sıkılmasına ve iştahsız olmasına sebep olabilir.

Beslenme davranışı öğrenilen bir davranıştır. Çocukların öğrenmeleri ise taklit ederek ve gözlemleyerek olur. Bu nedenle evdeki aile bireylerinin besinlere karşı tutumları da son derece önemlidir. Yemek seçen bir anne/baba veya yemek ile ilgili olumsuz yorumlarda bulunan ağabey veya abla, çocuğun da besin seçimini etkileyecektir.

İŞTAH ARTTIRAN 15 PÜF NOKTA!
Yemek öncesinde:
• Sofraya oturmadan önce çocuğunuzla oyun oynayın. Oyun sayesinde neşelenen çocuk yemekten daha fazla keyif almaya başlar.
• Yemek aralarında çocuğunuza şeker, çikolata, pasta ve gazlı-şekerli içecekleri kesinlikle vermeyin. Yarım su bardağı kutu meyve suyu içmesi bile onun iştahının kapanmasına neden olabilir.

Yemek sırasında:
• Yemek yedirmek için ısrar etmeyin, onu ödüllendirmeyin veya ceza vermeyin. Sanılanın aksine bu davranışlar çocuğun yeme alışkanlıklarını olumsuz yönde etkiler.
• Çocuğunuz yemek zamanında mama iskemlesine oturarak ve aile sofrasına katılarak yemek yemenin sosyal bir olay olduğunu görerek öğrenmeli. Dikkatli olun, büyük kardeşlerinin ve aile büyüklerinin sofraya oturmaması, yemek seçmesi ve yemekleri beğenmemeleri çocuğunuzun yeme alışkanlıkları üzerinde olumsuz etki yapabilir.
• Yemeği televizyon olmayan, dikkatinin dağılmayacağı sessiz bir ortamda yemek yedirin. Yemek zamanının güzel geçmesine özen gösterin. Bir şarkı ya da masalla bu süreci neşelendirebilirsiniz.
• Çocuklar 1,5 yaşından sonra çatal kaşık kullanabilirler, dolayısıyla bu yaştan sonra kendi kendine yemesini desteklemek için kaşığı ağzına vermektense eline verip, yemesini bekleyin. Böylece yediği yemekler konusunda karar verme insiyitafinin kendisinde olduğunu düşünecektir..
• Kolay çiğneyebileceği ve yutabileceği besinleri tercih edin. Zorlamadan değişik yemek çeşitlerine alıştırarak tek bir besin türüne bağımlı kalmasını önleyin. Örneğin, aşırı miktarda süt tüketimi birçok besini reddetmesine yol açar.
• Acele yedirmek, yemek yemeğe yeterli zaman tanınmaması ya da tam tersine yemek süresini çok uzatmak (yarım saat normal bir süredir) ve yemeği döktüğünde tepki verilmesi çocuğunuzu olumsuz yönde etkiler. Dolayısıyla bu tür davranışlardan sakının.
• Yemeğin aşırı soğuk ya da sıcak olmamasına dikkat edin. Ayrıca birçok çocuk yemekte birbirine karışmış şeyleri reddeder, çok pişirilmiş ve tadı bozuk yemekleri yemezler. Bu noktayı da göz ardı etmeyin.
• Bu yaşlarda yemek seçme de sık rastlandığı için yemek çeşidini arttırın. Yemek istemiyorsa yiyecekleri önünden alın, tepki göstermeyin, korkutmayın. Tekrar yemek isterse aynı yiyeceği önüne koyun, tekrar istemezse bir öğün başka yemek vermeyin. Alışkanlık yaratacağı için yemediği zaman aç kalacak endişesiyle süt ve sevdiği içecekleri vermeyin.
• Yemek yerken parmaklarını kullanmasına, yemeklerle oynamasına, etrafı dağıtmasına göz yumun, engellemeyin.
• Doyduğuna dair bir işaret aldığınız an yemesini durdurun, son lokmasına kadar yedirmek zorunda değilsiniz.

 

Diyetisyen Gül Özen