Yeni Doğan Sarılığı Nedir? Belirtileri, Türleri Ve Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

1
207

Yeni Doğan Sarılığı, sarılık, kanda bulunan, alyuvar hücrelerinin parçalanması ile ortaya çıkan ve cildi sarımtırak rengi veren bilirubin isimli maddenin kanda olması gerekenden daha fazla görülmesi ve kanda miktarı yükselen bilirubinin bir süre sonra deride toplanmaya başlamasıdır. Yeni doğan sarılığı ise, yeni doğmuş bebeklerin doğumunun ikinci gününde ortaya çıkar ve dördüncü güne kadar en yüksek seviyede seyreder. İlerleyen günlerde hastalık yavaş yavaş azalma gösterir.

Yeni doğan sarılığı, zamanında doğan bebeklerde %60, erken doğumlarda ise %80 oranında görülebilir. Yeni doğan sarılığı korkutucu bir durum değildir, genelde fizyolojik bir durum olup en geç 2 hafta içerisinde kendiliğinden düzelme gösterir.

Doğmadan önce anne karnında, bebeğin kanında biriken bilirubini annenin karaciğeri temizler. Ancak, doğumun ardından bebekte alyuvar yıkımı çok hızlıdır ve bilirubini kendisi temizlemek zorundadır. Eğer bebeğin karaciğeri bu kanı temizleyecek kadar gelişmemişse veya tamamını temizleyemiyorsa ortaya yeni doğan sarılığı çıkar. Bu sarılığın tek nedeni bebeğin karaciğerinin henüz gelişimini tamamlayamamış olmasıdır.

Yeni Doğan Sarılığının Belirtileri Nelerdir?

sarilik-nasil-anlasilir

Yeni doğan sarılığı, doğumun ikinci gününde belirmeye başlar. İlk ve göze çarpan en net belirtisi, ciltte oluşan sararmadır. Yüz bölgesinde özellikle görülen sararma, yavaş yavaş boyun ve karın bölgesine doğru iner. Bir diğer net belirtisi ise göz akının sararmasıdır. Bir parmağınızla bebeğinizin anlına veya burnuna dokunduğunuzda cildinin sarılığı iyice ortaya çıkar.

 

 

 

 

 

 

yenidoğan sarılığı

Sarılığın belirtileri ya da ortaya çıkardığı durumlardan birisi de bebeğin çok sık uyumasıdır. Sarılık olan bebek neredeyse gününün tamamını uyuyarak geçirir ve uyandırma çabaları başarılı sonuçlar vermez. Bu yoğun uyku süreleri nedeniyle bebekler çok az emer ve bu da sarılığın artmasına sebep olur.

Yeni Doğan Sarılığının Türleri Nelerdir?

Yenidoğan sarılığı fizyolojik sarılık ise genelde 2 hafta içerisinde herhangi bir ilaç tedavisine gerek kalmadan kendiliğinden düzelir. Ancak, sarılığın fizyolojik sarılıktan başka türleri de vardır.

Prematüre Sarılık: Prematürelerde görülen sarılık, fizyolojik sarılıkta görülebilecek hafif bir değerde bile görülse de prematüre bebek için hayati tehlikesi olabilir.

Emzirme Sarılığı: Emzirme sarılığı, bebek yeterince anne sütü almadığı durumlarda ortaya çıkar. Annenin sütü az olabilir ya da bebek ememiyor olabilir.

Kan grubu uyuşmazlığı (Rh veya ABO sorunları): Kan grubu 0 olan bir annenin, A veya B kan grubuna sahip olan bebeği doğurması ile oluşan kan uyuşmazlığı nedeniyle ortaya çıkar. Bu uyuşmazlık, çok ani alyuvar yıkımına ve çok seri bir şekilde bilirubin ortaya çıkmasına neden olur.

Yeni Doğan Sarılığının Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Fototerapi (Işık Tedavisi): Fizyolojik sarılık hariç diğer sarılık türlerinde ışık tedavisi kullanılır. Bu tedavide ışık etkisi ile vücuttaki bilirubin suda eriyecek hale gelir ve bebeğin idrarı ile bilirubin atılır. Bu tedavide bebek çok fazla sıvı kaybedeceği için, annenin belli aralıklarla bebeğini emzirmesi gereklidir.

Kan değişimi ( transfüzyon): Bu tedavi yöntemi yalnızca kan uyuşmazlığı ile görülen sarılıkta kullanılır. Bebeğin kanının değiştirilmesi gereken sarılık durumlarında, bebeğin kilosu, doğum günü ve fizyolojik özellikleri göz önüne alınarak tedavi yapılır.

İlaç Tedavisi: Hafif dozda sarılık ilaçları, bebeğe zarar vermeyecek dozda kullanılır.

Tüm bu tedavi yöntemlerinin yanı sıra, bebek sarılığında dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, bebeğin anne sütü almasıdır. Anne sütü, özellikle fizyolojik sarılık türünde tek tedavi yöntemidir. Anne sütü sarılığı azaltır ve bebeğin karaciğerinin gelişmesi için önemlidir. Sarılık da dahil olmak üzere tüm hastalıklardan bebeğinizi korumak için, bebeğinize ilk 6 ay anne sütü vermeyi ihmal etmeyin.

 

1 YORUM

  1. Goguslerimle ilgili fazla sikayetim yoktu, onceden de cok guzel ve buyuk olmasalar da yinede begeniyordum, bana yetiyordu. Ikinci cocugumu 25 yasimda dogurdum, ve iste ozaman gogsumle ilgili hosuma gitmeyen degisimler baslad?. Bebek emzirme donemi bitince, goguslerim sanki havas? bosalm?s balon gibiydiler. Gogsum sarkm?s ve guzelligini kaybetmisti! Moralim s?f?ra indi ve depresyona girdim.

    Annem, arkadaslar?m «bekle, zamanla yerine gelir» — dediler, ama vakit gectikce her sey daha da kotulesti. Dogumdan once giydigim dekolte elbiseleri art?k giyemez oldum. Cok cirkin duruyordu. Bir kac kez destekleyici sutyen takmay? denedim, ama hic rahat degillerdi, hem kimi kand?r?yorum ki… Art?k kendimi hic begenmiyordum, aynalardan nefret eder oldum. Esim beni k?rmamak icin yuzume kars? soylemiyordu ama, onun da hosuna gitmedigini biliyordum. Guzel goguslere olan tutkusunu biliyorum.Yavas yavas bu s?k?nt?y? kendime kompleks yapt?m, icime kapand?m. Tabi bu da ozel hayat?m?za yans?d?.